Portföy Teorisi & Modern Finans

Risk Paritesi Nedir? Düşük Risk, İstikrarlı Portföy

Kısa Cevap

Risk paritesi, portföydeki varlıkların risk katkısına göre ağırlıklandırılmasını sağlayarak, her varlık sınıfının toplam riskin eşit veya belirli oranlarda katkıda bulunmasını hedefler. Bu strateji, daha düşük oynaklığa sahip varlıkların ağırlığını artırarak, portföyde daha istikrarlı getiriler elde edilmesini sağlar.

3 dk okuma

Risk paritesi, portföydeki varlıkların ağırlıklarını getiriye göre değil, risk katkısına göre dağıtan bir portföy stratejisidir. Amaç, her varlık sınıfının portföyün toplam riskine eşit veya önceden belirlenen oranlarda katkı yapmasını sağlamaktır. Böylece tek bir varlık sınıfının dalgalanması portföyün geneline hâkim olmaz, risk dengelenir ve daha istikrarlı bir getiri profili hedeflenir. Kısaca, risk paritesi getiriyi değil, riski bütçeler.

Finans literatüründe risk paritesi yaklaşımı, 2000’lerle birlikte popülerleşmiş ve özellikle büyük kurumsal yatırımcılar (emeklilik fonları, vakıflar) tarafından benimsenmiştir. Ray Dalio’nun All Weather portföyü bu fikrin en bilinen temsilcilerinden biridir. Yöntem, hisse senetleri, devlet tahvilleri, enflasyona endeksli tahviller, emtialar ve altın gibi farklı ekonomik rejimlerde farklı davranan varlıkları bir araya getirir ve her birinin oynaklığını (volatilite) ve birbirleriyle ilişkisini (korelasyon) dikkate alarak denge kurar.

Risk paritesi, geleneksel 60/40 (yüzde 60 hisse, yüzde 40 tahvil) portföyünün eksik yönlerini hedefler: Hisse senetlerinin volatilitesi genelde daha yüksektir ve riskin büyük kısmı hisselerden gelir. Risk paritesi bu dengesizliği düzeltmek için, daha az oynak varlıkların ağırlığını artırır ve gerekirse kaldıraç kullanarak bu varlıkların beklenen getirisini portföy düzeyinde anlamlı kılar. Sonuç, daha dengeli bir risk dağılımı, potansiyel olarak daha düşük maksimum düşüşler (maksimum drawdown) ve farklı piyasa koşullarına uyum sağlayabilen bir yapı olabilir.

Geleneksel 60/40’a Karşı Risk Paritesi

60/40 portföyü, tarihsel olarak başarılı ve basit bir stratejidir. Ancak risk dağılımı açısından bakıldığında, hisselerin volatilitesi tahvillere göre çok daha yüksektir. Sonuç olarak, toplam portföy riskinin çoğu hisselerden gelir. Bu, iyi zamanlarda güçlü getiriler sağlarken, ayı piyasalarında portföyün beklenenden daha sert dalgalanmasına yol açabilir.

Risk paritesi ise bu durumu tersine çevirir. Portföyde yer alan her varlık sınıfı, toplam riske benzer ölçüde katkı yapacak şekilde ağırlıklandırılır. Örneğin, hisse volatilitesi yüzde 20, tahvil volatilitesi yüzde 7 ise, riske eşit katkı için tahvillere daha yüksek ağırlık verilir. Bu, ilk bakışta “getiri düşer mi?” sorusunu akla getirir. Evet, volatilitesi düşük varlıkların ağırlığı artınca beklenen getiri aşağı inebilir. Bu noktada risk paritesi genellikle kaldıraç kullanır: Düşük oynaklı portföy kaldıraçla hedeflenen riske (ve potansiyel getiriye) taşınır.

Sonuç olarak risk paritesi temelde iki adımdan oluşur: Önce riski eşitler, sonra toplam riski hedef seviyeye ayarlar. Bu yaklaşım, sadece tek bir rejimde değil, farklı enflasyon ve büyüme senaryolarında da portföyün ayakta kalabilmesini hedefler.

Risk Paritesi Nasıl Çalışır? Temel Mantık

Risk paritesi yaklaşımını anlamak için üç yapı taşı önemlidir: volatilite, korelasyon ve risk katkısı. Volatilite bir varlığın ne kadar oynak olduğunu gösterir; korelasyon ise iki varlığın birlikte hareket derecesini. Risk katkısı ise her bir varlığın portföyün toplam oynaklığına ne kadar katkı yaptığıdır. Amaç, bu katkıları dengelemektir.

Basit bir benzetme yapalım: Bir orkestrada tek bir enstrüman çok yüksek sesle çalarsa tüm denge bozulur. Risk paritesi, her enstrümanın ses seviyesini ayarlayarak uyumlu bir müzik elde etmeye benzer. Hisse senetleri genelde “yüksek sesli” (yüksek volatilite), tahviller ise “daha sessiz” (düşük volatilite) enstrümanlardır. Emtialar ve altın ise farklı melodiler katar; bazen enflasyon veya kriz dönemlerinde “sahneye çıkarlar”.

Varlık sınıfları ve tipik set

Risk paritesi portföyleri farklı ekonomik rejimlere tepki verebilen varlıkları bir araya getirir. Tipik bir set şunları içerebilir:

  • Gelişmiş ülke hisse senetleri (genel büyüme dönemlerinde iyi performans)
  • Gelişmiş ülke devlet tahvilleri (düşük büyüme veya deflasyon dönemlerinde destek)
  • Enflasyona endeksli tahviller (enflasyon sürprizlerine karşı koruma)
  • Geniş emtia sepeti (enerji, metaller, tarım; enflasyonist şoklarda koruma)
  • Altın (sistemik risk, para politikasındaki belirsizlik ve kriz dönemlerinde dengeleme)

Her birinin volatilitesi ve birbirleriyle olan korelasyonu farklıdır. Örneğin, hisse-tahvil korelasyonu bazı dönemlerde negatif olabilir (özellikle deflasyon baskılı ortamlarda), emtialar enflasyonist dönemlerde hisselerle farklı davranabilir, altın ise kriz dönemlerinde bağımsız hareket edebilir. Risk paritesi bu farklılıkları portföyün lehine kullanır.

Risk katkısını dengeleme

Risk paritesinde amaç, her varlığın portföyün toplam riskine eşit veya önceden belirlenmiş oranda katkı yapmasıdır. Pratikte bu, daha oynak varlıklara daha düşük ağırlık, daha az oynak varlıklara daha yüksek ağırlık verilmesi anlamına gelir. Ancak sadece volatiliteye bakmak yetmez; korelasyon da hesaba katılır. İki varlık birbirleriyle düşük veya negatif korelasyona sahipse, birlikte portföy riskini daha fazla düşürebilirler.

Örnek bir sezgisel yaklaşım: Hisse volatilitesi yüzde 20, tahvil volatilitesi yüzde 7, emtia volatilitesi yüzde 15 olsun. Hisselerin risk katkısı doğal olarak daha yüksek olacağından, ağırlıkları düşürülür; tahvillerin ağırlığı artırılır; emtialar dengeleyici bir pay alır. Bu ilk adım sonunda portföyün toplam volatilitesi düşük olabilir. Hedefimiz örneğin yılda yüzde 10 volatilite ise, portföy kaldıraçla (örneğin vadeli işlemler veya teminatlı kredi) bu seviyeye taşınabilir. Böylece hem dengeli risk katkısı korunur hem de hedeflenen risk/ödül profili yakalanır.

Kaldıraç ve Nakit Yönetimi

Risk paritesi genellikle kaldıraç kullanır. Bunun iki nedeni vardır: Birincisi, denge gereği düşük volatiliteye sahip varlıkların ağırlığı artar ve portföyün beklenen getirisi düşebilir. İkincisi, eşit risk katkılı portföy çoğu zaman hedeflenen risk seviyesinin altında kalır. Bu durumda kaldıraç, getiriyi riske göre ayarlamak için kullanılır.

Kaldıraç kullanımında maliyet ve erişim yolları kritik öneme sahiptir. Büyük fonlar genelde vadeli işlemler (futures) ve takas (swap) sözleşmeleriyle kaldıraç uygular. Bireysel yatırımcılar için endeks vadeli işlemler, repo ile finansman, teminatlı kredi ürünleri veya kaldıraçlı ETF’ler/ETN’ler seçenek olabilir. Ancak kaldıraç maliyeti, roll maliyeti (vadeli işlemleri yenileme), likidite ve slipaj gibi unsurlar getiriyi önemli ölçüde etkileyebilir.

Nakit yönetimi ise teminat verimliliği açısından kritiktir. Vadeli işlemlerle pozisyon açan portföylerde önemli bir nakit yastığı oluşur; bu nakit kısa vadeli tahvillerde, mevduatta veya para piyasası araçlarında değerlendirilebilir. Bu nakdin faizi, portföyün toplam getirisini etkiler. Negatif veya düşük faiz ortamlarında kaldıraç maliyeti yükselirken, yüksek faiz ortamlarında nakit getirisi lehimize çalışabilir.

Varlık Seçimi: Hisse, Tahvil, Emtia, Altın ve Enflasyon Korumalı Araçlar

Risk paritesi portföyünün kalitesi, seçilen varlık sınıflarının davranış farklılığına ve birbirleriyle düşük korelasyonuna bağlıdır. Bazı pratik tercihleri özetleyelim:

  • Hisse senetleri: Geniş endeks (ör. büyük ve orta ölçekli şirketler) daha istikrarlı olabilir. Bölgesel çeşitlendirme korelasyonları düşürebilir.
  • Devlet tahvilleri: Gelişmiş ülkelerin uzun vadeli sabit kuponlu tahvilleri, deflasyonist ve zayıf büyüme dönemlerinde koruma sağlar. Faiz riskini yönetmek için vade dağılımı yapılabilir.
  • Enflasyona endeksli tahviller: Enflasyon sürprizlerine karşı doğrudan koruma sunar; reel getiri ekseniyle risk paritesi içinde kritik rol oynar.
  • Emtia sepeti: Enerji, endüstriyel ve kıymetli metaller, tarım ürünleri gibi geniş endeksler enflasyon ve arz şoklarını yansıtır. Vadeli işlemlerle uygulanır.
  • Altın: Para politikası belirsizliği ve kriz anlarında güvenli liman algısıyla portföyü dengeler; emtia sepetinden farklı dinamiklere sahiptir.

Burada “ne kadar altın, ne kadar emtia, ne kadar tahvil” sorusunun tek bir doğru cevabı yoktur. Risk paritesi bu soruyu risk katkısı üzerinden yanıtlar. Tarihsel volatilite ve korelasyonlara bakarak her varlığın portföyde ne kadar risk taşımasını istediğinizi belirlersiniz; ağırlıklar bu hedefe göre çözülür.

Adım Adım Uygulama: Basit Bir Yol Haritası

Profesyonel düzeyde uygulama için istatistiksel ve hesaplamalı bir çerçeve gerekir. Bireysel yatırımcılar daha basit yöntemler de kullanabilir. Genel süreç şu adımları içerir:

  • Varlık evrenini tanımlayın: Hisse, nominal tahvil, enflasyona endeksli tahvil, emtia, altın gibi temel sınıfları seçin.
  • Veri toplayın: Günlük veya aylık fiyat serileri, getiriler, vadeli işlem endeksleri. Kaynağın güvenilirliğine dikkat edin.
  • Volatilite ve korelasyonu tahmin edin: Tarihsel pencereler (ör. 1-3 yıl) veya ağırlıklı/üstel yöntemler (EWMA) kullanılabilir. Rejim değişimlerine duyarlı olmayı düşünün.
  • Risk bütçesi oluşturun: Eşit risk katkısı (her varlık eşit) veya farklı oranlar (ör. hisse ve tahvile ayrı kotalar) belirleyin.
  • Ağırlıkları çözün: Risk katkılarını hedefe eşitleyen ağırlıkları numerik yöntemlerle bulun. Basit yaklaşım olarak volatiliteye ters orantılı ilk ağırlık verip korelasyonla düzeltme yapabilirsiniz.
  • Hedef volatilite belirleyin: Örneğin yıllık yüzde 8-12 arası bir risk seviyesi seçin. Ağırlıkları kaldıraçla bu hedefe ölçekleyin.
  • Uygulama araçlarını seçin: ETF’ler, vadeli işlemler, fonlar. Likidite, maliyet ve vergiyi dikkate alın.
  • Rebalans ve izleme: Belirli periyotlarda (aylık/çeyreklik) veya tetikleyici bazlı (volatilite eşiği, ağırlık sapması) yeniden dengeleme yapın. Maliyetleri optimize edin.

Basit bir örnek düşünelim. Hisse volatilitesi yüzde 20, uzun vadeli tahvil yüzde 7, emtia yüzde 15, altın yüzde 13 olsun; aralarında düşük-orta korelasyon var. Volatiliteye ters orantılı bir ilk tahmin, tahvillere daha yüksek, hisselere daha düşük ağırlık verir. Korelasyon etkisini eklediğinizde tahvil ve altın birlikte risk azaltıcı rol oynar; emtia enflasyon koruması ekler. Eşit risk katkısı elde edildikten sonra, portföy volatilitesi diyelim yüzde 6 çıktıysa ve hedef yüzde 10 ise, yaklaşık 1,67x ölçekleme (kaldıraç) ile hedefe taşınır.

Rebalans, Volatilite Hedefleme ve Rejim Takibi

Risk paritesi dinamik bir stratejidir; zamanla volatilite ve korelasyonlar değişir. Bu yüzden rebalans şarttır. İki popüler yaklaşım vardır:

  • Zaman bazlı rebalans: Aylık veya çeyreklik güncelleme ile ağırlıkları hedeflere çekmek.
  • Eşik bazlı rebalans: Ağırlık sapması belli bir yüzdeyi aştığında veya volatilite/korelasyon belirli eşikleri geçtiğinde müdahale etmek.

Volatilite hedefleme, portföyün toplam riskini sabit bir seviyede tutmayı amaçlar. Piyasa stresi arttığında kaldıraç düşürülür; sakin dönemlerde artırılır. Bu, “hedef risk” disiplinini korur ve aşırı kaldıraçtan kaçınmayı sağlar.

Rejim takibi, enflasyon ve büyüme trendlerinin izlenmesi anlamına gelir. Bazı risk paritesi yaklaşımları makro göstergeleri (enflasyon sürprizleri, PMI, işsizlik) izleyerek risk bütçelerini küçük ayarlamalarla dinamik hale getirir. Ama temel prensip değişmez: Portföy riskinin tek bir faktörde yoğunlaşmasına izin vermemek.

Avantajlar ve Dezavantajlar

Avantajlar

  • Çeşitlendirme kalitesi artar: Korelasyonu düşük varlıklar birlikte daha istikrarlı bir getiri üretir.
  • Riskin dengelenmesi: Tek bir varlık sınıfı portföy performansını domine etmez.
  • Rejim uyumluluğu: Enflasyon, deflasyon, büyüme ve durgunluk dönemlerinde farklı varlıkların omuz vermesi.
  • Risk odaklı disiplin: Hedef volatilite ve rebalans mekanizması davranışsal hataları azaltabilir.

Riskler ve Dikkat Edilecek Noktalar

  • Kaldıraç riski: Yanlış zamanda yüksek kaldıraç büyük zarar doğurabilir. Finansman maliyeti ve margin çağrıları önemli risklerdir.
  • Rejim değişimi: Uzun dönemli faiz artışları veya beklenmedik korelasyon kırılmaları koruma etkisini azaltabilir.
  • Maliyetler: Vadeli işlemlerde roll maliyeti, spread ve komisyonlar getiriyi aşındırabilir. ETF/ETN ücretleri de dikkate alınmalı.
  • Model riski: Volatilite ve korelasyon tahminleri geçmişe dayalıdır; gelecekte farklılaşabilir. Yanlış pencere seçimi hatalı ağırlıklar üretir.
  • Likidite: Kriz anlarında likidite hızla azalabilir ve hedging veya rebalans maliyeti artar.

Farklı Piyasa Rejimlerinde Risk Paritesi

Risk paritesi, büyüme ve enflasyonun farklı kombinasyonlarına karşı “her hava koşuluna uygun” bir çatı kurmayı hedefler:

  • Yüksek büyüme, düşük enflasyon: Hisseler öne çıkar; tahviller destek olur; portföy genel olarak pozitif seyreder.
  • Düşük büyüme, düşük enflasyon/deflasyon: Tahviller parıldar; hisse volatilitesi artabilir; altın ve emtia genelde zayıf seyredebilir.
  • Yüksek enflasyon, düşük büyüme (stagflasyon): Emtia ve altın kritik koruma sağlar; nominal tahviller zorlanır; enflasyona endeksli tahviller faydalıdır.
  • Yüksek büyüme, yüksek enflasyon: Hisseler ve emtialar birlikte çalışabilir; faizin yönü tahvilleri zorlayabilir.

Hiçbir strateji her dönemde en iyi değildir; risk paritesi de bazı dönemlerde geri kalabilir. Örneğin, uzun vadeli yükselen faiz trendleri nominal tahvil bacağını sıkıştırabilir. Bu nedenle, enflasyona endeksli tahviller ve emtia bacağını portföyde bulundurmak önemlidir.

Risk Paritesi ve Faktör Yatırımı Birlikte Nasıl Kullanılır?

Risk paritesi, varlık sınıfı düzeyinde riski dengeler. Bunun üzerine faktör bazlı yaklaşımlar eklenebilir. Örneğin, hisse bacağı içinde değer, kalite, momentum faktörü gibi faktörlere ayrıştırma yapabilirsiniz. Aynı şekilde tahvil bacağı içinde vade ve kredi faktörlerine dikkat edilebilir. Bu hibrit yaklaşım, hem varlık sınıfları arasında risk dengelemesi, hem de her sınıf içinde daha “akıllı” bir seçim ile potansiyel risk-ayarlı getiriyi yükseltmeyi hedefler.

Ancak karmaşıklık arttıkça model ve uygulama riski artar. Bu nedenle, faktör entegrasyonunu kademeli ve kontrollü yapmak, maliyet ve likidite açısından fizibilite analizi yapmak önemlidir.

Bireysel Yatırımcı Nasıl Uygulayabilir?

Bireysel yatırımcılar, tüm kurumsal altyapıya sahip olmasa da, risk paritesinin basitleştirilmiş versiyonlarını uygulayabilir. Bazı pratik yollar:

  • ETF tabanlı yaklaşım: Geniş piyasa hisse ETF’i, uzun vadeli devlet tahvili ETF’i, TIPS benzeri enflasyona endeksli tahvil ETF’i, geniş emtia ETF’i ve altın ETF’i ile temel iskelet kurulabilir.
  • Basitleştirilmiş risk eşitleme: Volatiliteye ters orantılı ağırlıklar verip yılda birkaç kez yeniden dengeleme.
  • Hedef risk bandı: Toplam portföy volatilitesini kabaca takip edip kaldıraçlı ürünleri sınırlı ve dikkatli kullanma.
  • Yerel piyasa gerçekleri: Erişilebilir ürünleri (Borsa yatırım fonları, vadeli işlemler, altın hesapları) maliyet ve vergi boyutuyla değerlendirme.

Kaldıraç konusunda tecrübesiz yatırımcılar önce kaldıraçsız veya düşük kaldıraçla deneme yapmalı; stres testleri ve en kötü senaryo analizleri mutlaka yapılmalıdır. Stop-loss veya risk bütçesi tavanları gibi basit kurallar, davranışsal hataları sınırlamaya yardımcı olabilir.

Maliyet, Vergi ve Operasyonel Boyut

Risk paritesi bir “yatırım felsefesi” olmakla birlikte pratikte maliyet ve vergiler getiriyi ciddi etkiler. Dikkat edilmesi gerekenler:

  • Ürün ücretleri: ETF yönetim ücretleri, fon içi masraflar; emtia endekslerinde roll maliyeti.
  • İşlem maliyeti: Komisyon, alış-satış spread’i, slipaj.
  • Finansman maliyeti: Kaldıraç maliyeti; repo/faiz gideri.
  • Vergi: Kupon/temettü vergisi, sermaye kazancı vergisi, stopaj. Ülkeye göre farklılık gösterir.
  • Likidite ve takas: Kriz dönemlerinde pozisyon küçültme veya rebalans maliyeti artabilir.

Operasyonel basitlik için “temel iskelet + sınırlı sayıda ürün” yaklaşımı genelde daha sürdürülebilirdir. Karmaşıklık arttıkça hata riski ve işlem maliyetleri yükselir.

Örnek Bir Portföy Senaryosu

Bir örnek üzerinden fikir verelim. Diyelim ki evrende dört varlık var: hisse, uzun vadeli devlet tahvili, altın, emtia. Son bir-üç yıl penceresinde yıllık volatilite tahminleri sırasıyla yüzde 20, yüzde 7, yüzde 13, yüzde 15; korelasyonlar düşük-orta aralıkta. Eşit risk katkısı hedefliyoruz. Volatiliteye ters orantılı ilk ağırlık tahmini tahvillere yüksek, hisseye düşük, altın ve emtiaya orta pay verir. Korelasyon etkisi eklendiğinde tahvil-altın sinerjisi portföy riskini düşürür. Sonuçta örneğin ağırlıklar kabaca hisse yüzde 20, tahvil yüzde 45, altın yüzde 20, emtia yüzde 15 gibi bir seviyede oluşabilir (tamamen örnek). Bu kompozisyonun volatilitesi yüzde 6-7 civarında olabilir. Hedefimiz yüzde 10 ise, kaldıraç 1,5-1,7x bandında uygulanır. Rebalans çeyreklik ve eşik bazlı yapılır; volatilite yüzde 12’ye çıkarsa kaldıraç azaltılır, yüzde 8’e düşerse artırılır.

Bu örnek sadece prensibi anlatır; gerçek hayatta tahmin pencereleri, rejim filtreleri, stres testleri, tail risk hedging ve likidite yönetimi gibi unsurlar eklenmelidir. Ayrıca yatırımcının risk toleransı, yatırım ufku ve nakit akış ihtiyaçları da portföy tasarımını etkiler.

Sık Yapılan Hatalar ve Pratik İpuçları

  • Tek pencerede kilitlenmek: Sadece kısa dönem volatilite/korelasyon kullanmak ağırlıkları aşırı oynak hale getirir. Farklı pencereleri harmanlayın.
  • Kaldıraçta agresiflik: Hedef volatiliteye ulaşacağım derken piyasa şoklarında büyük düşüşler yaşayabilirsiniz. Kademeli ve tavanlı kaldıraç mantıklıdır.
  • Maliyetleri küçümsemek: Özellikle emtia vadeli işlem endekslerinde roll maliyeti uzun vadede önemlidir.
  • Rebalansı aksatmak: Hedef riskin bozulmasına ve tek varlığın baskın hale gelmesine yol açar.
  • Korelasyonun sabit olduğunu varsaymak: Kriz anlarında korelasyonlar artabilir. Koruma için nakit yastığı ve stress testleri yapın.
  • Volatilite hedefi için band yaklaşımı kullanın (ör. yüzde 8-12 arası). Bant dışına çıkınca ayarlayın.
  • Rebalans maliyetini azaltmak için eşik bazlı ve kısmi rebalans uygulayın.
  • Portföyünüzü “büyüme-enflasyon” matrisinde görselleştirin ve her hücre için dayanak varlık belirleyin.
  • Basit başlayıp zamanla karmaşıklığı artırın; önce kaldıraçsız denemeler yapın.

Risk Paritesi, Düşük Risk ve İstikrar Arasındaki Denge

Risk paritesi, “düşük risk, istikrarlı portföy” hedefine yaklaşmanın disiplinli bir yoludur. Ancak düşük risk kavramı görecelidir; hedef volatilite düşük olabilir, fakat beklenmedik rejim değişimlerinde kayıplar yine de mümkündür. Bu nedenle stratejiyi “kırılmaz” bir çözüm gibi görmek yerine, sağlam bir iskelet ve süreç olarak konumlandırmak gerekir. Portföyünüzün amaçları (emeklilik, servet koruma, düzenli nakit akışı), yatırım ufkunuz ve risk toleransınızla uyumlu bir hedef risk belirlemek, başarı şansını artırır.

Uzun vadede risk paritesi, farklı varlıkların doğasını ve aralarındaki ilişkiyi veriyle anlamayı, sabırlı olmayı ve disiplini ödüllendirir. Piyasa koşulları değişse de risk bütçelemesi yaklaşımı, tek noktaya yığılmayı önleyerek portföyün dayanıklılığını artırır. Kaldıraç, maliyet ve vergiler doğru yönetildiğinde, risk paritesi yatırımcılara daha pürüzsüz bir getiri yolu sunabilir.

Not: Bu içerik genel bilgi amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.

  • Yatırımda Korelasyon Nedir? (Gerçek Portföy Örneği)
Düşük volatilite portföyünün backtest sonuçlarını görün.
Portföyleri Gör →

Bu konuyla ilgili diğer yazılarımız: Faktör Yatırımı Nedir?, BIST'te 10 Yıllık Faktör Analizi, Momentum Faktörü Nedir?, Değer Faktörü Nedir?, Smart Beta Nedir?.

Sıkça Sorulan Sorular

Risk paritesi nedir?
Risk paritesi, portföydeki varlıkların ağırlıklarını risk katkısına göre dağıtan bir yatırım stratejisidir. Amaç, her varlık sınıfının portföyün toplam riskine eşit katkı yapmasını sağlamaktır.
Risk paritesi nasıl çalışır?
Risk paritesi, her varlığın volatilitesini ve korelasyonunu dikkate alarak, toplam riskin eşit dağıtılmasını hedefler. Örneğin, yüksek volatiliteye sahip hisselerin ağırlığı azaltılırken, düşük volatiliteye sahip tahvillerin ağırlığı artırılır.
Risk paritesi ile geleneksel 60/40 portföyü arasındaki fark nedir?
Geleneksel 60/40 portföyü, yüzde 60 hisse ve yüzde 40 tahvil içerirken, risk paritesi her varlığın risk katkısına göre ağırlıklandırılır. Bu, hisse senetlerinin yüksek volatilitesinin portföy riskini artırmasını engeller.
Risk katkısı nasıl hesaplanır?
Risk katkısı, her varlığın portföyün toplam volatilitesine ne kadar katkıda bulunduğunu ölçer. Örneğin, hisse senetleri yüzde 20 volatiliteye sahipken, tahviller yüzde 7 ise, tahvillerin ağırlığı artırılır.
Risk paritesi portföyünde hangi varlık sınıfları bulunur?
Tipik bir risk paritesi portföyü, gelişmiş ülke hisse senetleri, devlet tahvilleri, enflasyona endeksli tahviller, emtialar ve altın gibi varlıkları içerir. Bu varlıklar farklı ekonomik rejimlere tepki verebilir.
Bu içerik yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Geçmiş performans gelecekteki sonuçların garantisi değildir. Yatırım kararlarınızı kendi risk profiliniz doğrultusunda verin.
İlgili Yazılar
Modern Portföy Teorisi ve Risk Yönetimi: Borsa İstanbul'da Sharpe Oranı, Çeşitlendirme ve Maksimum Düşüş Üzerine Ampirik Bir İnceleme
Portföy Teorisi & Modern Finans
Modern Portföy Teorisi ve Risk Yönetimi: Borsa İstanbul'da Sharpe Oranı, Çeşitlendirme ve Maksimum Düşüş Üzerine Ampirik Bir İnceleme

Modern Portföy Teorisi çerçevesinde BIST portföylerinin risk-ayarlı performansı: Sharpe oranı, maksimum düşüş, çeşitlendirme ve Markowitz etkin sınırı.

Borsa İstanbul'da Piyasa Etkinliği ve Anomaliler: Zayıf-Form Etkinlik ve Momentum Priminin Ampirik Sınaması
Portföy Teorisi & Modern Finans
Borsa İstanbul'da Piyasa Etkinliği ve Anomaliler: Zayıf-Form Etkinlik ve Momentum Priminin Ampirik Sınaması

Etkin Piyasa Hipotezi'nin zayıf-form biçimi ve momentum anomalisi BIST üzerinde ampirik olarak sınanıyor: EPH, aşırı tepki, takvim etkileri ve uyarlanabilir piyasalar.

BIST'te Hisse Senedi Yatırımında Temel ve Teknik Analiz Nasıl Birleştirilir?
Portföy Teorisi & Modern Finans
BIST'te Hisse Senedi Yatırımında Temel ve Teknik Analiz Nasıl Birleştirilir?

BIST'te hisse senedi yatırımlarınızı artırmak için temel ve teknik analiz yöntemlerini nasıl birleştirebileceğinizi öğrenin.

Erken erişim —
İlk 1.000 kullanıcıya 1 yıl Premium hediye
Kredi kartı gerekmez
Hemen Kaydol
← Tüm Yazılar